Saturday, January 1, 2011

Katliamcıların mirasçıları “buradan çıkış yok” dedi

Travmalar söz konusu olduğunda “bireyler” ve “halklar” için aslında çok da bir farkın olmadığını düşünüyorum. Bütün travmalar insanların üzerinde bir iz bırakıyor. Ancak “karşılaşmaktan” kaçınıp, bilinçaltımızın kuytu köşelerine sıkıştırdığımız travmalar, bir biçimde hayatlarımızı yönetmeye, gündelik yaşamlarımızı zehirlemeye devam ediyor. Bu nedenle en büyük zarar da onlardan geliyor aslında…

Bu köşede defalarca söylediğim gibi, “unuttuğumuz”, “unutmaya” devam ettiğimiz sürece, geçmişi tekrar etmeye mahkûmuz. Trajik şeyler yaşandıktan sonra, hafızayı tamamen silip, hiçbir şey olmamışçasına yola devam edebilmek mümkün değil…Unuttuğunuzu zannettiğiniz her şey bilinç altınızda yaşamaya devam ediyor…

Geçtiğimiz Pazartesi günü Maraş’ta meydana gelen olaylar, bu anlatmaya çalıştığım şeyin kitabi bir örneğini ortaya koyuyor aslında. Pazartesi günü, Aleviler, aradan geçen 32 yıldan sonra, bu ilde meydana gelmiş trajik olayları anma “girişiminde” bulundular.

Pazartesi günü Türkiye’deki farklı illerden ve yurtdışından gelen birkaç bin Alevi bu anma toplantısına katılmak için Maraş’ta toplandı. Onlar toplanırken, başka bir grupta “toplanmaktaydı”. Alevilere karşı gösteri için toplanan “bozkurtların” çoğu 18-25 yaşlarındaydı. Yani onlar Maraş’ta katliam olduğunda henüz doğmamışlardı bile…

Şehirlerine gelen “davetsiz misafirleri” protesto etmek için toplanan bu gençler oldukça öfkeli bir şekilde, tam 32 yıl önce katliam sırasında atılan bir sloganı tekrarladılar: “Burası Maraş, buradan çıkış yok”. Maraş katliamından sağ kalanlar bu sloganı gayet net hatırlıyorlar. Gözü dönmüş it sürüleri sokaklarına akın ederken, ölüm onların üzerine bu sloganlarla çöreklenmişti. 2010 yılında tekrar aynı sloganı atarlarken “Bozkurtların” sayısı bir anda 100’den 500’e çıkıverdi. Tamda o noktada Aleviler “anma” törenine son verip, apar topar kenti terk ettiler.

Bu gençler, katliamcıların, kurbanlarının yüreklerine korku salmak için tam 32 yıl önce haykırdıkları bu sloganı nasıl olupta öğrenmiş ve tekrarlamışlardı? Bu slogan onlara nasıl ulaştı? Bu sloganı, Maraşta ne olduğunu bilmedikleri için mi, yoksa tam tersine çok iyi bildikleri ve aynı şeyi tekrar yapmaya aday oldukları için mi attılar? Hiçbir şey unutulmuş muydu gerçekten?

DÜŞÜNMELİYİZ

Olayların ardından Türkiye’nin geleceği adına beni asıl kaygılandıran, muhafakazakar basının bu anma törenini ve karşı gösterileri tamamen görmezlikten gelmesi oldu. Zaman gazetesi de olayı küçücük bir haberle geçiştirdi. Kanımca, katliamdan sonra ilk defa teşebbüs edilebilen bu anma töreni ve onu bastırmaya yönelik tiksinti verici karşı gösteri bu gazetelerin manşetlerine çıkmalıydı. Neden bu gazeteler Maraşı görmezlikten geldiler?

Bu köşede daha öncede yazdığım üzere, bazı Alevilerin Sünni Müslümanlara karşı besledikleri kesif düşmanlıktan ve ön yargılarından hiç bir şekilde hazzetmiyorum. Kanımca bir kısım Alevi, bu kör düşmanlık nedeniyle Türkiye’deki dinamikleri ve süreçleri doğru bir şekilde okuyamıyor, son derece hatalı politik analizler yapıyorlar. Ancak, bizler bir katliamı ve o katliamı sahiplenen bu faşistleri kınamak gibi bir asgari müşterekte birleşemiyorsak eğer, nasıl olupta toplumsal barışa katkı sunacağız? Bu ülkenin dindar Müslümanları bu acıları paylaşmayı beceremiyorlarsa eğer, nasıl olupta Alevilerden, milliyetçilik, din ve derin devleti birbirinden ayırt etmelerini bekleyebilirler? Bu acıları görmezden gelen dindar Müslümanlar nasıl olupta “derin devletle” mücadele ettiklerini iddia edebilirler?

Bu ülkenin geleceği için ümitvar olmak istiyorum. Ama bazen tüm ümidimi kaybediyorum. İşte buda o anlardan birisiydi…

*Bu yazının İngilizce versiyonu Today’s Zaman gazetesinin 24 Aralık 2010 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

No comments:

Post a Comment